23 Ekim 2011 Pazar

HABERİN OLSUN


 Faili meçhul gençliğimin satır aralarında kalmış, tozla kaplanmış sayfalarında silinmeye yüz tutmuş, eski bir acı bir yürek yangınısın şimdilerde...

       Oysa ben seninle geçecek seninle sürdürülecek nur beyazlığında anılarımızı süt beyazı kağıtlara yazmaya hazırdım... ve seninle sürdürülecek koca bir ömrü bıkmadan usanmadan harf harf cümle cümle yazıp yüreğimin baş köşesine asmak isterdim... Böyle isyan kokan yazılar değil de, sana olan sevgimin sonsuzluğunu anlatan aşk ve sevgi nidaları içeren yazamaklar yazmak isterdim... Saate baktığım zaman sensiz geçen zamanı değil sana kavuşacağım vakti zamanı saymak, hesaplamak isterdim... Takvimlere bakıp sensiz geçen günlere yanmaktansa senle geçen günlere şükretmek isterdim... Nadasa çekilmiş zamanlarda neden diye kendimi yargılayıp sorgulamaktansa, iyiki ile başlayan içerisinde senin adının geçtiği sana ithaf edilmiş cümleler kurmak isterdim... Sensizliğin o köhne, karanlık, harabe gecelerinde yaşamaktansa. Günlerimin aydığı her bir adımda yüreğimde daha fazla yetiştirdiğim, yeşerttiğim, yaşattığım umutlar ve hayallerle yaşamak isterdim...

       Ama haberin olsun ey yar ben sensiz yaşamayı da öğrendim...

19 Ekim 2011 Çarşamba

ne desem boş

 evlat yetiştirmek ne kadar zor..içimde siren sesleri aklımdan geçen operasyon değil katliam isteği..boğazımda düğüm VATAN SAĞOLSUN....

22 Ağustos 2011 Pazartesi

tamam ben sakinim

   her ay beni arayıp sinirlerimi zıplatan eski sevgilim beni sinir etmekten zevkmi alıyor evet evet kesin öyle olmalı...akrep geçmiş yelkovanı haberi yok. sular tersine aktı akalı aklıma bile gelmez güzel günleri şimdi geri  bıraktığım bir liman ve ben yorgun kaptan..sular sakinleşsede denizimde olmayacak rotasını kaybetmiş o insan..

14 Ağustos 2011 Pazar

kime inanmalı?

  yaşadıklarımı irdelediğim bir gündeyim gene.inandığım inanmak istediğim ve hayal kırıklığına uğradığım bi çok kişi midemde ağrıya neden oluyor. dünde yaşamıyorum elbet bazen çimene düşen çiğ tanesinin sevincini yaşıyorum,bazen susuz kuru nadasa bırakılmış topraklar gibi.gidesim var bu aralar ama öyle böyle değil hiç durmadan yol alabildiğimce mevsimsel geçiş diyorum kendi kendime hep uyumak istiyorum uyuyorumda..avuntularım yüzümde gülümseme yaratsada geçici çözümler olarak kalıyor..keşke inandığım reankarne olma hali şu an olsa ve çiğ tanesi olarak çimende yerimi bulsam. çiğ tanesi kadardamı yerim yok diyorum şu hayatta? var tabiki var herşeyin bi anlamı var olmalı!!! bu kısır döngüde debelendikçe düşünmemek için kendimi zorluyorum..oysa tüm savaş son anda göreceğimiz o altı saniyelik anıdan ibaret değilmi!yaşadığımdan öğrendiğim şeyler var olmalıda zaten.. saçmalamamı seviyorum mesela kendi iç sesimi yazmayı kimsenin okumadığını bilmekte beni rahatlatıyor..bir oyun oynamalıyız şimdi ben uyumalıyım bir prens gelip beni öpmeli ve hayat boyu mutlu huzurlu yaşamalıyım.. o prensin gelmiyceni bilsemde uyumaktan vazgeçmeyecek kadar deli biriyim sanırım.. hayat güzel vapurlar falan....

5 Ağustos 2011 Cuma

1. yıl mektubu

    KADINIM...

                        bir tek sana yakışıyor bir tek seninle anlamlaşıyor bu kadına sahiplenilmiş duygusu veren kelime..
sensizliğin çığlık olduğu şu günlerde sesini duymayışım beni tahrik ediyor.bazen kırıcı olabiliyorum ama affola hakim olamıyorum bazen bastırılmış duygularıma.
                          tam bir sene oldu kadınım,o acizane bedenini ve zarif ruhunu bana bahşedeli ki beni bunlara layık görüp bahşettiğin için sana milyonlarca kez teşekkür ediyorum vebunlara layık olmak için elimden gelen herşeyi yapıyorum.her  ne kadar baskı altında olsamda.seninle birlikte olmak için nelerin üstesinden geldim en büyük değer yargılarımı yıktım ve kaybetmeye hiç niyetim yok..
    *       *        *
yalnızlığımı yaşıyorum,
varlığının verdiği huzurla.
tam 1 yaşında sevdam
senden uzaklarda...
kadınım nice senelere..

*         *          *
bu günün en acı tarafı bu günü seninle geçirememem.bu acı gözlerimden elime birikti ve onlara sen diye baktım saatlerce.sensizliğin her anında çoğaldı göz yaşlarım.belkide ilk defa içimden dışarı attım seni ama sadece gözümde.lanet okuyarak geçti tüm gecem.elimden hiç bişey gelmiyordu.acizlikti bu başka bişey değil.hiç birşeydim ben artık gözümde.gün bitmişti göz yaşlarım yanağımı ıslatmıştı ve ben uykuya dalmıştım..



                              (artık bensizsiz 3. yılımızda tam bu gün ve ben seni çok özledim :( mektubunda hala kokun bana hediye ettiğin tişörtün gibi kokuyo  biliyorumki yıldızlar varoldukça hep )
  yok diyorum kendime neye inanıyosun kendinden başka.bunu diyen bir çok insan biliyorum elleri yanaklarında kendilerine itiraf edemedikleri yenilgiler ceplerinde.bir çok hata yapmış olsamda evet ben yaptım dolu dizgin yaşadım çokça aptal yerine konuldum doğrunun bu olmadığını bile bile..yarabandı oldum yarabandı oldu bi çoğu.aradığımı buldummu peki sanmıyorum..insanlar değişebilirse eğer duyguların değişmesi kaçınılmaz bir gerçek.kabullendim ben fatoş kiminin kardeşi kiminin ablası kiminin teyzesi kiminin arkadaşı sanırım artık büyüdüm...evet ben fatoş dizleri kanayarak düştüğü yerden hep kalkmasını bildim.çevremdeki herkes beni çok neşeli bilir hatta ben deyince ilk akla o kocaman kahkaham gelir..geçen psikoloğumla konuşurken farkettimki kimseyi memnun etmek zorunda değilim böyle bir rol üstlenmek niye?ben fatoşsam eğer ve hayat süprizlerle doluysa yenilen ben olmıycam bir gün o sazlıktaki evi satın alıp rakımı kadehime koyup bloguma ordan mutluluk nidaları yazıcam..o gün yalnız olmıycam ;)

29 Temmuz 2011 Cuma

anafor..

 anafor yada burgaç bir gel-git olayı degildir. bir akıntıdır. dalgalar kıyıya vurduğunda, belli bir açıyla kıyıyı yalarlar ve önlerindeki suyu iterler. itilen bu su bir akıntı oluşturur ve kıyıya paralel bir biçimde Akar, ve buna Kıyı Boyu akıntısı denir. Kıyı veya plajın şekli ya da yönü değiştiğinde, akıntının hızı da değişir. çıkabilecek miktardan daha fazla su, lokal olarak bu bölgeye girer ve birikmeye baslar. buna akıntıların trafik sıkışıklığı da diyebiliriz. ancak, kıyıya yakin Hapis olan su, Kıyı Boyu akıntısından ötürü dısarı çıkamaz. sonuç olarak, biriken bu Sular bir raddeden sonra Kıyı Boyu akıntısında küçük bir gedik açarak dısarı taşmaya çalışacaktır. küçük bir gedikten dısarı Akmaya çalısan büyük boy miktarda su, kıyıya dik ama yönü kıyıdan dışarıya olmak üzere bu küçük gediğin açıldığı Alanda kuvvetli bir ters akıntı oluşturur. Işte buna anafor ya da burgaç denir..ona anafor demem aynen bunları yapmasından velhasıl kelam anafor oldu hayatımda gel git olmasada geldi ve gitti.. şimdi bir yol açtım ters akıntıya doğru gidiyor kendi DENİZine...

uzunca bir günün ardından.

   bu gün çok düşünceliyim..çocukluk aşkımdan evlenme teklifi aldım ve tüm bellegim alabora olmuş durumda.beni önceden alaydın çoluk çocuğa karışırdık dememde cabası. o nasıl bir laftı ya varacakmıyım yani bende nikah masasına karışık bir durum..izmirdeydim bu aralar bu gün itibariyle bodrumdayım..fikirlerin saniyede değişiyo bu tutarsızlık neden..bu arada ayın beşinde sonuçlarım çıkacak o güne kadar panik  depresif durumda olucam sanırım.. özledim özlenmediğimi itirafım bir sana.. dün rüyamda gördüm sabah kızdım önce kendime sonra ona olaydın ah olaydın yanımda diye..nefret etmek istemem özlememek istememden kaynaklanıyor..adını koydum onun onun adı anafor...

15 Temmuz 2011 Cuma

can sıkıntısı neler yaptırıyor

 hamakta pinekleme bol bol sigara içme karpuz yeme ve yarın gelecek misafirlerimiz için hazırlık..karşımda merve oturuyo ve yüzündeki kil maskesi taşlaşmış ifadesiz ama güzel.ve benim içimde onu gıdıklama isteği oluşturan duruşu.. anlat anlat bitmeyecek bir neşeye sahibim ve sınırsız hayal  gücü :) kaç gün geçti bilmiyorum ama o aklıma gelince sinirim bozuluyo bunu nasıl başardığını hala bilemiyorum bir yetenek olmalı bu.beni aradıktan sonra saçmalamasıyla suratına kapadığım telefon aklıma gelince deli olmamak elde değil. hee baykuş olayına gelelim ben baykuşları çok severim şimdilik bu kadar :)